Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığınca yürütülen çalışma sonucunda hazırlanmış olan “İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı (İDASEP)”a ilişkin güncellenmiş taslak için Meteoroloji Mühendisleri Odası olarak yapmış olduğumuz değerlendirme yazımız aşağıda sunulmuştur.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ AZALTIM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI (2026-2035)
TASLAĞINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE İTİRAZLARIMIZ
(TMMOB METEOROLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI)
2026-2035 İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı (İDASEP) taslak metni sahada uygulanabilirlik kısıtları yönünden değerlendirilmiştir. Taslak rapor üzerinde daha geniş kapsamlı değerlendirmenin de yapılması mümkündür. Ancak süre açısından önemli görülen kısmı değerlendirme yapılmıştır.
“1.4. Türkiye’nin Sera Gazı Emisyonları” Başlığı
Taslak metinde, Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (AKAKDO) sektörü hariç toplam sera gazı emisyonlarının 2024 yılında 584,5 MtCO₂e seviyesine ulaştığı ve 1990 yılına kıyasla %155,3 oranında arttığı resmi verilerle beyan edilmiştir. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin son 35 yıllık büyüme modelinin karbon yoğun bir yapıya kilitlendiğini ve fosil yakıt bağımlılığının yapısal bir nitelik taşıdığını kesin olarak ortaya koymaktadır.
Toplam emisyonların %72’sinin enerji sektöründen kaynaklandığı bir ekonomik yapıda, makroekonomik kısıtlar ve yüksek sermaye maliyeti (enflasyon/faiz dengesi) göz önüne alınmadan, önümüzdeki 10 yıl içinde emisyon patikasının radikal bir biçimde aşağı çekilebileceğini varsaymak finansal, iktisadi ve toplumsal gerçeklerle ne kadar bağdaşmaktadır. Emisyon azaltım hedefleri ile toplumsal ekonomik ve sosyal gerçeklilikleri görmemektedir. Ekonomik, sosyal gerçekliliklerle ekonomik istikrar programları arasındaki koordinasyonu kuramamıştır. Bu konu sadece taahhütlerle geçiştirilecek bir sistem değildir.
“2.1. ENERJİ” Başlığı
Üretim ve Kurulu Güç Arasındaki Uyuşmazlık: Raporda, yenilenebilir enerjinin kurulu güç içindeki payının %62,3’e (76,3 GW) ulaştığı belirtilerek olumlu bir tablo çizilmektedir. Ancak Üretim Bazlı Kaynak Dağılım (Şekil 8) verilerine göre, fiili elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payı %43,3’te kalmakta, elektrik üretiminin %56,7’si halen fosil yakıtlı santrallerden karşılanmaktadır. Rapor, kurulu güç rakamları üzerinden sahadaki fiili baz yük ihtiyacını gizlemektedir.
Stratejilerdeki çelişki; Plan, eş zamanlı olarak kömür santrallerinin payını azaltmayı (ES.1.12) ve sanayi, ulaştırma ile binalarda derin bir elektrifikasyon (E-S.2) gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Kesintili yenilenebilir kaynakların (güneş ve rüzgar) bu yeni puant yükü tek başına karşılaması teknik olarak mümkün müdür? Öngörülen elektrik altyapısı ve modernizasyon eylemleri (E-S.3), şebekede oluşacak devasa esneklik ve kararlılık krizini çözecek finansal yapıya sahip midir ve böyle bir takvim hazırlanmış mıdır?
“2.2. SANAYİ” Başlığı
Teknolojik Yapı Sınırı: Avrupa Topluluğu Endüstriyel Üretim İstatistikleri (PRODCOM) veya TÜİK’teki resmi adıyla Yıllık Sanayi Ürün İstatistikleri verileri, imalat sanayisinde üretilen ürünlerin teknoloji düzeyine göre dağılımında düşük ve orta-düşük teknoloji gruplarının toplam payının %67,5 olduğunu, yüksek teknolojinin payının ise yalnızca %3,6’da kaldığını göstermektedir. Üretim yapısı bu derece düşük teknolojiye ve montaja dayalı olan bir sanayi yapısının, yeşil hidrojen strateji (S-S.6.3), Power-to-X veya Karbon Yakalama (KYKD – S-S.6.2) gibi milyar dolarlık Ar-Ge ve yüksek sermaye gerektiren temiz teknolojileri hızla adapte edebileceğini öngörmek sanayi gerçekleri ile ne kadar bağdaşır?
Strateji S-S.3: İklim Finansmanı; Sanayi istihdamının %48,5’i düşük teknoloji sektörlerindeki KOBİ’lerde yoğunlaşmaktadır. Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım
Platformu (TIDIP) gibi platformların (S-S.3.3) büyük çimento ve demir-çelik holdinglerine finansman sağlaması mümkün olsa da sermayeye erişim maliyetinin zirvede olduğu mevcut makroekonomik platformda, KOBİ’lerin “verimli motor değişimi” (S-S.3.4) gibi temel yatırımları bile yapacak teminat ve öz kaynak kapasitesi bulunmakta mıdır?
“2.3. BİNALAR” Başlığı
Enerji Kimlik Belgesi (EKB) Yetersizliği ve Bürokratik Tıkanma: Rapor, Türkiye bina stokunda (EKB) alma oranının %18,5 gibi çok düşük bir seviyede olduğunu teyit etmektedir. Yapı stokunun %80’inden fazlasının yalıtım ve emisyon durumu resmi olarak belgelenmemişken, “bina yaşam döngüsü analizi gömülü karbon hesapları” (B-S.2.4) veya “Bina Renovasyon Pasaportu” (B-S.1.8) gibi ileri düzey uygulamaların zorunlu kılınması, sahada inşaat sektörünü bürokratik bir tıkanmaya sürükleyecektir. Ayrıca mevcut binalar için EKB belgesinin tespitten başka anlamı olmamaktadır. Enerji kötü binaların durumu EKB ile düzelmemektedir. Bu belgeler genellikle tespit belgeleri olarak kalmakta ve belge kirliliği oluşturmaktadır. Yeni yapılan binalar için standartlar konmalı ve uygulanması denetlenmelidir. Yeni iskanı alınmış binalar içinde EKB belgesi gibi bir zorunluluk belge kirliliğinden başka bir işe yaramayacaktır.
“Strateji B-S.8: Derin Renovasyon/ Tadilat Finansman Mekanizmasının Kurulması”
Kentsel Dönüşüm; Geri ödeme süreleri 10-15 yıl arasında değişen derin renovasyon projelerinin (B-S.8.1), yüksek inşaat maliyet endeksleri karşısında mülk sahiplerince finanse edilmesi imkansızdır. Deprem riski nedeniyle güvenli yapıların birinci öncelik olduğu ülkemizde, kentsel dönüşümde enerji verimliliği ve yeşil sertifikasyon gibi harcama kalemlerine yer verilmesi ne kadar gerçekçi görülmektedir? Birçok yapının bölgede deprem riski olmayan yapılarında yenilenmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak bu kentsel dönüşüm sürecinin yürütülme süreciyle bütünleşik olarak ele alınması durumunda nasıl bir tablo ile karşılaşılacağının analizi yapılmalıdır.
“2.4. ULAŞTIRMA” Başlığı
Lojistik Yapı Gerçekleri: Resmi göstergelere göre; ulaştırma emisyonlarının %94,4’ünün karayolu taşımacılığından kaynaklandığını, şehirlerarası yolcu taşımacılığının %91,1’inin, yük taşımacılığının ise %90,8’inin karayoluna bağımlıdır. Demiryolunun payı yükte %5,9, yolcuda ise %1,2 düzeyindedir.
“Strateji U-S.1: Modal Kayma”: Yolcu veya yük taşımacılığında yolculukların, enerji tüketimi ve sera gazı emisyonu yüksek olan ulaşım türlerinden, çevre dostu ve verimli olan daha düşük emisyonlu ulaşım türlerine kaydırılması (Modal Kayma), Karayolu lojistiğine göre şekillenmiş endüstriyel dağıtım ağlarının, 10 yıl gibi kısa bir sürede radikal bir biçimde demiryolu ve intermodal taşımacılığa (U-S.1.5) kaydırılabileceğini varsaymak ulaştırma planlaması açısından mümkün müdür? Tam elektrikli araçların toplam karayolu hareketliliğindeki payı sadece %1 seviyesinde olduğu dikkate alındığında, ulaştırmanın elektrifikasyonu (U-S.3) hedefi gerçekçi midir?
“2.6. TARIM” Başlığı
Ölçek Sorunu: Türkiye’de 3 milyona yakın tarım işletmesi bulunmakta ve bunların ortalama arazi büyüklüğü sadece 6 hektardır. Bu derece parçalı, sermayesiz ve geleneksel yöntemlere sıkışmış bir çiftçi nüfusuna sahip küçük aile işletmelerinin; “metan baskılayıcı rasyon kayıt sistemleri” (T-S-1.1) veya “karbon tarımı sertifikasyon mekanizmalarını” (T-S-3.6) sahada uygulayabilecek teknik ve beşeri altyapısı bulunmakta mıdır?
Gübre Azaltımı ve Kıtlık Riski: Tarımsal emisyonların %32’sini oluşturan tarımsal topraklarda sentetik azotlu gübrelerin (9,1 milyon ton tüketim) azaltılması hedefi (T-S-2.1), ikame organik gübre/kompost üretim altyapısı ulusal ölçekte kurulmadan uygulandığı takdirde, tarımsal verimlilikte radikal düşüşlere ve ulusal gıda arz güvenliği için değerlendirilmiş midir? Mevcut işletme yapısı ve gıda arz güvenliği açısından değerlendirilmek zorundadır.
“3.1. Adil Geçiş” Başlığı
Strateji AG-S.1 kapsamında bir “Ulusal Adil Geçiş Stratejisi” (AG-S.1.1) hazırlanması öngörülmektedir. Ancak İklim Kanunu gelirlerinin adil geçişe ayrılacak payı (%10’a kadar), emisyon yoğun ağır sanayi sektörlerinde (kömür, çimento, demir-çelik) yeşil dönüşümün yaratacağı istihdam kayıplarını ve bölgesel ekonomik sarsıntıları sübvanse edebilecek mali derinlikten yoksundur. Karbon fiyatlandırmasının yaratacağı dolaylı enerji ve gıda enflasyonunun (enerji yoksulluğu- AG-S.1.7) alt gelir grupları üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı somut bir sosyal koruma kalkanı geliştirilmemiştir.
“3.2. Karbon Fiyatlandırma Mekanizmaları” Başlığı
7552 sayılı İklim Kanunu ile yasal çerçevesi çizilen ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS), sanayi alt sektörlerine ek bir karbon maliyeti yükleyecektir. AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) tüzüğüne uyum sağlamak (K-S.1.1) dış ticaret için elzem görünse de yüksek finansman maliyetleri altında ezilen sanayinin, Avrupalı rakipleri gibi milyar avroluk yeşil devlet teşviklerine sahip değildir. Ücretsiz tahsisat dağıtım kriterleri ve kıyas değerler (KS.1.3) yerli sanayinin teknoloji düzeyine göre esnek yapılandırılmazsa, ETS mekanizması karbon kaçağını önlemek bir yana, sanayide doğrudan üretimin durmasına, rekabet gücü kaybına ve istihdam krizine yol açabilir.
SONUÇ
Özetle; sunulan İDASEP (2026-2035) taslak metni, Türkiye’nin yapısal kısıtlarını, finansal gerçeklerini, yüksek sermaye maliyetini ve sahadaki mikro-işletme/KOBİ yapılarını göz ardı eden, gelişmiş Batı Avrupa ekonomilerinin patikalarını birebir kopyalayan ithal bir politika metni niteliğindedir.
Kamu otoritesinin ve ilgili bakanlıkların, uluslararası taahhütler ile ulusal iktisadi sürdürülebilirlik arasında rasyonel bir denge kurması şarttır. Bu doğrultuda taslak planın;
1. Makroekonomik Orta Vadeli Program (OVP) bütçe kısıtlarıyla uyumlu hale getirilmesi,
2. KOBİ’ler ve küçük tarım işletmeleri için kamu eliyle finanse edilen somut hibe mekanizmaları içermesi,
3. Sanayide yeşil hidrojen ve Karbon Yakalama, Kullanma ve Depolama (KYKD) gibi ütopik teknolojiler yerine, kısa vadede yerli imkanlarla yapılabilecek maliyet-etkin enerji verimliliği projelerine odaklanacak şekilde revize edilmesi zorunludur.
İDASEP (2026-2035) TASLAK METNİNE İLİŞKİN MADDE GEREKÇE CETVELİ
| İDASEP Taslak Maddesi / Başlığı | Taslak İçi Öngörü ve Hedef | Saha Gerçeği & Veri Tabanı Kanıtı | Resmi İtiraz Gerekçesi ve Antitez | Referans Kaynak ve Doğrulama Linki |
| Bölüm 1.4: Türkiye’nin Sera Gazı Emisyonları | 2035 yılı itibarıyla emisyonların 643 MtCO2 e ile sınırlandırılması ve ekonominin hızla karbonsuzlaştırılması | 2024 yılı emisyonu 584,5 MtCO2e olup, 1990’a kıyasla %155,3 artmıştır. Enerji payı %72’dir. | Tarihsel karbon kilitlenme ve yüksek emisyon artış trendi, makroekonomik kısıtlar altında bu şekilde keskin bir düşüşü imkansızdır. | TÜİK Sera Gazı Envanteri (Bülten Arşivi) |
| Bölüm 2.1 / Strateji E-S.1: Elektrik Üretiminin Karbon Yoğunluğunun Azaltılması | Yenilenebilir enerji kurulu güç payının %62,3’e ulaşmasına dayanarak kömür payının hızla azaltılması. | Şekil 8: Fiili elektrik üretiminin %56,7’si halen fosil yakıtlara dayalıdır. | Kurulu güç kapasitesi ile fiili üretim verisi arasındaki makas gizlenmiştir. Baz yük üretime olan yapısal bağımlılık kısa vadede çözülemez. | TEİAŞ Yıllık İstatistikleri (Üretim Tabloları) |
| Bölüm 2.2 / Strateji S-S.6: Sanayi Sektörü Yeşil Dönüşüm Teknolojileri | İmalat sanayisinde yeşil hidrojen, Power-to-X ve KYKD (Karbon Yakalama) sistemlerinin hızla yaygınlaştırılması. | Şekil 12 / PRODCOM: Türkiye imalat sanayisinin satış değerinin %67,5’i düşük ve orta-düşük teknolojiye dayalıdır. | Sanayinin üretim yapısı ezici oranda düşük teknolojilidir. Değeri sadece %3,6 olan yüksek teknoloji ile bu hedefler gerçekleştirmek mümkün değildir. | TÜİK Sanayi İstatistikleri (PRODCOM Veri Seti) |
| Bölüm 2.2 / Strateji S-S.3: İklim Finansmanı ve Yeşil Yatırım | KOBİ’lerin motor değişimi ve verimlilik yatırımlarını öz kaynak ve yeşil kredilerle finanse etmesi. | Sanayi işletmelerinin %54,4’ü düşük teknoloji grubundadır ve toplam istihdamın %47,9’unu sırtlamaktadır. | Enflasyon ve yüksek faiz ortamında, istihdamı sırtlayan düşük teknolojili KOBİ’lerin bu yatırımları yapacak sermaye ve teminat kapasiteleri yoktur. | TÜİK Yıllık Sanayi İstatistikleri (Teknoloji Dağılımları) |
| Bölüm 2.3 / Strateji B-S.2 & B-S.8: Binalarda Enerji Verimliliği ve Yaşam Döngüsü | Yeni binalarda bina yaşam döngüsü analizi (YDA) zorunluluğu ve mevcut binalarda 10- 15 yıl vadeli derin renovasyon. | Bina stokunda Enerji Kimlik Belgesi (EKB) sahiplik oranı halen %18,5 seviyesindedir. Bu durumun katkısı da ayrıca değerlendirilmelidir. | Bina stokun %81,5’inin yalıtım ve emisyon verisi yokken ileri düzey YDA zorunluluğu getirilmesinin kapsamlı çalışılması gerekir. | Binalarda Enerji Performansı (BEP-TR) (İlgili Yönetmelik Hükümleri) |
| Bölüm 2.4 / Strateji U-S.1: Ulaştırmada Sürdürülebilir Modlara Geçiş | Karayolu yolcu ve yük taşımacılığının hızla demiryolu ve intermodal sistemlere kaydırılması (Modal Kayma). | Türkiye’de karayolu bağımlılığı yolcuda %91,1, yükte ise %90,8’dir. Demiryolu yolcu payı %1,2’dir. | Ülke lojistik altyapısı tamamen karayolu ağına kilitlenmiştir. 10 yıllık bir sürede bu yapının radikal değişimi ütopiktir. | KGM ve TCDD Resmi Göstergeleri (Ulaştırma İstatistikleri Özet Tablosu) |
| Bölüm 2.6 / Strateji T-S.2 & T-S.3: Tarımda Bitkisel Üretim ve Girdi Yönetimi | Sentetik azotlu gübre kullanımının azaltılması, karbon tarımı sertifikasyonu ve dijital izleme sistemleri. | Türkiye’de 3 milyon tarım işletmesi bulunmakta ve ortalama arazi büyüklüğü sadece 6 hektardır. | Parçalı ve sermayesiz küçük aile işletmeleri bu sistemleri kaldıramaz. Gübre kısıtı doğrudan ulusal gıda arz güvenliğini riske atar. | Tarım ve Orman Bakanlığı Veri Portalı (Tarımsal İşletme Göstergeleri) |
| Bölüm 2.8 / Strateji K-S.1: Karbon Fiyatlandırma Mekanizmaları | Sanayi alt sektörleri için TR ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kurulması ve karbon maliyetlerinin yüklenmesi. | 7552 Sayılı İklim Kanunu (Madde 12) kapsamında yasal süreç yürütülmektedir. | Avrupa’daki rakipleri gibi milyar avroluk yeşil devlet teşviklerine sahip olmayan Türk sanayisi, ek ETS maliyetleri altında iflas riskiyle karşılaşır. | Mevzuat Bilgi Sistemi – 7552 Sayılı Kanun (İklim Kanunu Metni) |
